Delikanlım iyi bak yıldızlara

Deniz Gezmiş..Adını ilk duyduğum sıralarda ilkokuldan yeni mezun olmuştum.Eve gelen “Gülünün Solduğu Akşam” adlı kitap sayesinde.Büyüklerimin konuştuğu konuları anlamak istediğimden olacak ki,biraz da özenti ile kitabı okudum.
O çocukluk yıllarımda kitaptan pek birşey anlamamıştım.
Kitabın sonlarına doğru hatırladığım daha doğrusu hissettiğim şey boğazıma tıkanan bir yumruk olduğu idi.

Bugün de durum aynı.Ne zaman onunla ilgili bir yazı veya bir haber okusam aynı

Zaman zaman Deniz Gezmiş’in belgesellerini izlerim.Bunu bir tür kendimce onu anma,hatırlamak veya unutmamak için yapıyorum diyebilirim.

Aynı yumruk yine tıkıyor boğazımı.Biraz göz yaşı..Sonunda ise artık kendimi tutamıyorum.

Zannımca, unutulanlara,haykırışlara,başını öne eğmeyenlere,en güzel gençliğinde kurşun yağmuruna tutulanlara kendi saygımı gösteriyorum.

Ve tahmin ediyorum ki O beni bu gözü yaşlı halimle görseydi adam yerine koyup bir kelam dahi etmezdi.

Ve dün yine izledim.Yine yumruklar çaktı.Gözyaşı durdurulamadı.Gecenin üçünde hıçkırıklara boğuluyorum sandım.

İki şey dikkatimi çekti..

Gariptir ki bu sefer o gözyaşları arasında daha önce farketmediğim bir sözü duydum kendi ağzından.yaşasın türk ve kürt halklarının bağımsızlığı” mı, yoksa “yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği mi..İkisinde biri.

Deniz Gezmiş bugün yaşasaydı..Diğer dava arkadaşları gibi bugün o da HDP’de mi olurdu.Yoksa sadece eski marksist işadamlarının dediği gibi “Solculuk O zamanlar modaydı” mı derdi?Mesela Vedat Demircioğlu o pencereden atılmasaydı bugün ne derdi?

İkincisi ise kısa bir görüntü.Mahir Çayan’a ait.Pek de benimseyemediğim ama yine de o devrin diğer bir büyük ismi.Ulaş Bardakçı ile kendisini zorla oturtan askerden sonra yüz ifadelerine dikkat edin.O davranış nasıl ağrına gidiyor adamın.

Bu insanlar öldü.Öldürüldü.Bugün ne olurlardı.Nereye gelirlerdi.Ne derlerdi.
Eski marksist yeni yavşak mı olurlardı.
Solculuğu Kürt Milliyetçiliği sanıp HDP ile PKK’ya bayram ziyaretine mi giderlerdi.
Poşu görse sofra bezi sanıp sonra boynuna dolayan sosyalistlerden mi olurlardı.

 

 

Bugün bu insanlar yok.Adını hatırlayamayan,”Adı Neydi o asılan gomonist uşağı ” diyen bile kalmadı.Sanki hiç gelmediler bu dünyaya.Hayat gerçekten bazen Matrix gibi.Birileri “delete” tuşuna basıyor sanki.

Matrix demişken arada bir program hata da yapabiliyor.Mesela Rıdvan Dilmen gibi.Bizler onu öyle tanımlıyoruz:) Ama aslında buggy yazılım,Erdogani Gezmişe benzetiyor.

Maskot olduydu Che.Che’nin fotoğrafını anahtarlıklara tişörtlere basanlara kızarlardı 10-15 sene önce.Ona bile razı durumdayız.